5 Ekim 2026
Neyin Nesi
Sola kaydırarak kapat
Ana Sayfa
Kategoriler
Diğer
SON DAKİKA
Reklam
Reklam
Büyük Ortadoğu haritasında Türkiye, Suriye, Irak ve “Free Kurdistan” ile “Sunni Iraq” etiketleri görülüyor.
Gizemli Konular

Büyük Ortadoğu Projesi Nedir? Erdoğan’ın BOP Sözleri, 22 Ülke İddiası ve Ortadoğu’yu Değiştirme Planının Perde Arkası

Büyük Ortadoğu Projesi’nin (BOP) kamuya açık hedefleri, Türkiye’nin Demokrasi Yardım Diyaloğu’ndaki rolü ve 22 ülkenin sınırlarının değişeceği iddiası ele alınıyor. Yazıda, Ralph Peters’ın haritasının resmî plan olduğuna dair kanıt bulunmadığı da aktarılıyor.

2000’li yılların başında Washington’dan çıkan bir proje, yıllar sonra Türkiye’nin en tartışmalı siyasi başlıklarından birine dönüşecekti.

Adı Büyük Ortadoğu Projesi’ydi.

Türkiye’de daha çok “BOP” olarak tanındı. Uluslararası belgelerde ise “Genişletilmiş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Girişimi” gibi isimlerle yer aldı.

Resmî açıklamaya göre amaç son derece açıktı:

Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da demokrasiyi desteklemek, ekonomik kalkınmayı hızlandırmak, kadınların toplumsal hayata katılımını artırmak, eğitim seviyesini yükseltmek ve sivil toplumu güçlendirmek.

Ancak proje ortaya çıktığında bölgede başka şeyler de yaşanıyordu.

11 Eylül saldırıları gerçekleşmişti.

Afganistan işgal edilmişti.

Irak işgal edilmişti.

Saddam Hüseyin devrilmişti.

Washington yönetimi artık açık biçimde Ortadoğu’nun siyasi yapısının değiştirilmesi gerektiğini söylüyordu.

Sonraki yıllarda Irak parçalanmanın eşiğine geldi. Libya devrildi. Suriye iç savaşa sürüklendi. Arap Baharı yönetimleri yıktı. Kürt devleti tartışmaları büyüdü. İran üzerindeki baskı arttı. İsrail’in bölgesel güvenliği yeniden gündemin merkezine oturdu.

Ve BOP hakkındaki asıl soru ortaya çıktı:

Bu gerçekten yalnızca demokrasi ve kalkınma projesi miydi?

Yoksa çok daha büyük bir Ortadoğu dönüşümünün siyasi çerçevesi miydi?

Bu sorunun cevabını anlayabilmek için önce projenin gerçekten ne olduğuna bakmak gerekiyor.

Büyük Ortadoğu Projesi Nasıl Ortaya Çıktı?

BOP’un ortaya çıktığı dönemi 11 Eylül 2001’den ayrı düşünmek mümkün değil.

Amerika Birleşik Devletleri’ne yönelik saldırılardan sonra George W. Bush yönetimi Amerikan dış politikasını büyük ölçüde değiştirdi.

Washington’daki temel düşüncelerden biri şuydu:

Ortadoğu’daki otoriter rejimler, ekonomik geri kalmışlık, siyasi baskı ve radikalleşme yalnızca bölgenin sorunu değildi; sonunda ABD’nin güvenliğini de tehdit ediyordu.

Bush yönetimi bu nedenle Ortadoğu’da yalnızca mevcut yönetimlerle çalışmanın yeterli olmadığını savunmaya başladı.

Bölgenin siyasi yapısının dönüşmesi gerektiği açıkça dile getiriliyordu.

2003 yılında Bush yönetimi “özgürlüğü ileri taşıma” stratejisinden söz etmeye başladı.

2004 yılında ise G8 zirvesinde “Broader Middle East and North Africa Initiative” adı verilen girişim resmî hale getirildi.

G8 ülkeleri; Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da demokrasi, ekonomik reform, eğitim, kadınların katılımı, girişimcilik ve sivil toplumun geliştirilmesini destekleme kararı aldı. Türkiye de bölgedeki bazı girişimlerin içinde yer aldı. George W. Bush White House Archives

BOP’un en önemli mekanizmalarından biri “Forum for the Future” yani Gelecek Forumu'ydu.

Burada Batılı ülkelerle Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerinin hükümet temsilcileri, iş dünyası ve sivil toplum kuruluşlarının buluşturulması hedefleniyordu.

Bir başka mekanizma ise Demokrasi Yardım Diyaloğu’ydu.

Ve Türkiye’nin BOP tartışmasının merkezine girmesi tam olarak burada başladı.

Erdoğan Gerçekten BOP’un Eşbaşkanı mıydı?

Türkiye’de BOP denildiğinde en çok tartışılan konu Recep Tayyip Erdoğan’ın projeyle ilişkisi oldu.

Yıllar boyunca Erdoğan’ın “Büyük Ortadoğu Projesi’nin eşbaşkanlarından biriyiz” anlamındaki sözleri siyasi tartışmalarda tekrar tekrar gündeme getirildi.

Burada birbirine karıştırılan iki farklı şey bulunuyor.

Türkiye gerçekten Genişletilmiş Ortadoğu ve Kuzey Afrika girişimine katıldı.

Ayrıca Türkiye, İtalya ve Yemen ile birlikte BOP çerçevesinde oluşturulan “Demokrasi Yardım Diyaloğu”nun ortak destekleyicileri ve eşbaşkanları arasında yer aldı.

Bu yalnızca muhalefetin ileri sürdüğü bir iddia değildi. Dönemin Amerikan belgelerinde Türkiye, Yemen ve İtalya’nın Demokrasi Yardım Diyaloğu’nu birlikte yürüteceği açık biçimde belirtiliyordu. Türkiye adına TBMM belgelerinde de aynı görev tanımlanıyordu. George W. Bush White House Archives

Erdoğan da o dönemde BOP veya Genişletilmiş Ortadoğu girişimi içinde Türkiye’nin görev aldığını kamuoyu önünde savundu.

Ancak burada önemli bir ayrım gerekiyor.

İnternette zaman zaman anlatıldığı gibi “Erdoğan bütün Büyük Ortadoğu Projesi’nin Amerikan tarafından atanmış yöneticisiydi” şeklinde doğrulanmış bir makam bulunmuyor.

Somut olarak belgelenebilen şey Türkiye’nin özellikle Demokrasi Yardım Diyaloğu mekanizmasında İtalya ve Yemen ile birlikte eşbaşkanlık rolü üstlenmiş olmasıdır.

Erdoğan sonraki yıllarda projeyi eleştirenlere verdiği yanıtlarda bu rolün Ortadoğu barışı, ekonomik kalkınma, özgürlükler, kadın hakları ve eğitim gibi amaçlarla üstlenildiğini söyledi; daha sonra girişimin etkisini kaybettiğini ve “doğmadan ölen” bir projeye dönüştüğünü ifade etti. YouTube

Buna rağmen “BOP eşbaşkanlığı” ifadesi Türk siyasetinin en uzun ömürlü tartışmalarından biri haline geldi.

Çünkü sonraki yıllarda Ortadoğu’da yaşanacak olaylar, eski açıklamaların yeniden okunmasına neden olacaktı.

Ortadoğu haritasında Türkiye, Suriye ve Irak ile “Free Kurdistan” ve “Sunni Iraq” etiketleri görülüyor.

BOP’un Gerçek Hedefleri Neydi?

Resmî belgelerde BOP’un hedefleri gizli değildi.

Demokratik kurumların geliştirilmesi.

Sivil toplumun güçlendirilmesi.

Kadınların siyasi ve ekonomik hayata katılımının artırılması.

Okuryazarlığın yükseltilmesi.

Gençlere iş olanakları yaratılması.

Girişimciliğin desteklenmesi.

Mikro kredilerin yaygınlaştırılması.

Özel sektörün büyütülmesi.

Yatırım ortamının iyileştirilmesi.

Bunların tamamı projenin kamuya açık hedefleri arasında bulunuyordu. George W. Bush White House Archives

Fakat uluslararası siyasette bir projenin resmî hedefleriyle devletlerin stratejik çıkarları her zaman aynı şey değildir.

Eleştirilerin başladığı yer burasıydı.

ABD neden birdenbire Ortadoğu’daki demokrasiyi bu kadar önemli görmeye başlamıştı?

Bölgede dünyanın en önemli petrol ve doğal gaz rezervlerinden bazıları bulunuyordu.

Küresel enerji yolları buradan geçiyordu.

İsrail’in güvenliği Amerikan dış politikasının temel başlıklarından biriydi.

İran yükselen bölgesel bir güçtü.

Irak işgal edilmişti.

Basra Körfezi Amerikan askeri varlığı açısından stratejik öneme sahipti.

Dolayısıyla BOP eleştirmenleri, “demokrasi” söyleminin arkasında daha klasik jeopolitik hedeflerin bulunduğunu savundular.

Bu yorumlara göre olası amaçlar arasında Amerikan nüfuzunun artırılması, radikal hareketlerin sınırlandırılması, piyasa ekonomisinin genişletilmesi, enerji kaynaklarının güvence altına alınması ve Washington’la uyumlu bölgesel düzenlerin oluşturulması vardı.

Bu unsurlar Amerikan dış politikası açısından gerçek stratejik çıkar alanlarıdır.

Ancak buradan “BOP’un gizli belgesinde bütün bunların yazdığı” sonucuna geçmek doğru olmaz.

Kamuya açık BOP belgelerinde “ülkeleri parçalayın ve petrolü ele geçirin” biçiminde bir plan bulunmuyor.

Asıl büyük tartışma başka bir iddiadan doğdu.

Ortadoğu’nun sınırlarının değiştirilmesi.

“22 Ülkenin Sınırları Değişecek” Sözü Gerçekten Söylendi mi?

BOP hakkındaki en yaygın anlatılardan biri Condoleezza Rice’ın “Ortadoğu’da 22 ülkenin sınırlarını değiştireceğiz” dediği iddiasıdır.

Bu ifade yıllardır gazetelerde, televizyon programlarında ve sosyal medyada tekrarlanıyor.

Ancak doğrulanabilen konuşmalar farklı bir tablo gösteriyor.

Rice gerçekten “22 ülke” ifadesini kullandı.

Fakat söylediği şey “22 ülkenin sınırlarını değiştireceğiz” değildi.

2003 yılında Ortadoğu’yu anlatırken bölgedeki 22 ülkenin yaklaşık 300 milyonluk nüfusundan ve ekonomik-siyasi sorunlarından söz etti. Bush yönetiminin bölgede daha geniş bir siyasi dönüşüm istediğini de açık biçimde savundu. Amerikan Başkanlık Projesi

Yani “22 ülke” gerçek bir ifadeden geliyor.

Ama “22 ülkenin sınırları değiştirilecek” şeklindeki meşhur cümle, mevcut resmî konuşmalarda doğrulanabilmiş değil.

Peki bu iddia neden bu kadar güçlü biçimde yayıldı?

Çünkü birkaç yıl sonra gerçekten Ortadoğu sınırlarının değiştirildiği bir Amerikan haritası yayımlandı.

Ve o harita Türkiye’yi de bölüyordu.

Kanlı Sınırlar Haritası: Türkiye’yi Bölen Harita BOP Planı mıydı?

2006 yılında emekli Amerikan Yarbay Ralph Peters, Armed Forces Journal adlı askerî yayın organında “Blood Borders” yani “Kanlı Sınırlar” başlıklı bir makale yayımladı.

Yanında da yeni bir Ortadoğu haritası vardı.

Harita oldukça çarpıcıydı.

Türkiye’nin doğusundaki bazı bölgeler Türkiye’den ayrılmıştı.

Irak parçalanmıştı.

Bağımsız bir Kürdistan oluşturulmuştu.

Suudi Arabistan’ın sınırları değişmişti.

Pakistan ve İran toprak kaybediyordu.

Yeni devletler ortaya çıkıyordu.

Peters’ın temel iddiası, Ortadoğu sınırlarının sömürge döneminde etnik ve mezhepsel gerçeklikler yeterince dikkate alınmadan çizildiği ve bunun sürekli çatışma yarattığıydı.

Haritasında bu sınırları yeniden düzenlemeyi öneriyordu. Armed Forces Journal

Türkiye’de harita çok büyük tepki çekti.

Ve kısa süre içinde şu iddia ortaya çıktı:

“İşte BOP’un gizli haritası.”

Fakat kritik nokta şu:

Ralph Peters’ın haritası resmî bir Pentagon sınır planı olarak yayımlanmadı.

Peters emekli bir subaydı ve metin bir fikir/analiz yazısıydı. Armed Forces Journal daha sonra haritanın Washington’ın resmî emperyal planı olarak yorumlanmaya devam edildiğini ayrıca belirtti. Armed Forces Journal

Bu, haritanın önemsiz olduğu anlamına gelmiyor.

Çünkü Amerikan askerî çevreleriyle ilişkili bir yayında, eski bir subayın Ortadoğu sınırlarını açık biçimde yeniden çizmesi başlı başına dikkat çekiciydi.

Fakat “bu harita BOP’un ele geçirilmiş gizli belgesidir” demek için kanıt bulunmuyor.

Asıl gizem, daha sonra yaşananların haritada tartışılan bazı kırılmalara şaşırtıcı biçimde benzemesiydi.

Irak’ta Kürt bölgesinin çok güçlü bir özerklik kazanması...

Suriye’nin fiilen farklı kontrol bölgelerine ayrılması...

Irak ve Suriye sınırının IŞİD döneminde fiilen ortadan kalkması...

Kürt devleti tartışmalarının yeniden yükselmesi...

Ortadoğu’daki mezhepsel sınırların giderek belirginleşmesi...

Bunlar haritayı yıllar sonra yeniden gündeme taşıdı.

Fakat benzerlik, haritanın bütün olayların ana planı olduğunu tek başına kanıtlamıyor.

Irak, Arap Baharı ve Suriye BOP’un Bir Parçası mıydı?

BOP teorilerinin en güçlü olduğu noktalardan biri de burada.

2003:

Irak işgal edildi.

Saddam Hüseyin devrildi.

2004:

BOP resmî olarak ortaya çıktı.

2010:

Tunus’ta başlayan ayaklanmalar Arap dünyasına yayıldı.

2011:

Mısır’da Hüsnü Mübarek yönetimi devrildi.

Libya’da Kaddafi yönetimi NATO müdahalesinin ardından çöktü.

Suriye’de protestolar başladı ve ülke çok taraflı bir iç savaşa sürüklendi.

Yemen parçalandı.

Irak ve Suriye’de IŞİD ortaya çıktı.

Bu kronoloji nedeniyle bazı çevreler Arap Baharı’nı “BOP’un ikinci aşaması” olarak yorumladı.

Bu teoriye göre bölgede güçlü merkezi devletler zayıflatılıyor, etnik ve mezhepsel farklılıklar büyütülüyor ve daha küçük siyasi yapılar oluşturuluyordu.

Buna karşılık başka bir yorum, Arap Baharı’nın tek merkezden tasarlanmış bir operasyon olarak açıklanamayacağını savunur.

Tunus, Mısır, Libya, Suriye, Bahreyn ve Yemen’de farklı iç dinamikler vardı.

İşsizlik, yolsuzluk, otoriter yönetimler, ekonomik krizler, genç nüfus ve siyasi baskı gibi nedenler ayaklanmaların gerçek yerel zeminlerini oluşturuyordu.

ABD’nin tavrı da her ülkede aynı değildi.

Bazı protesto hareketlerini destekledi.

Bazı müttefik yönetimlerle çalışmaya devam etti.

Bazı çatışmalara doğrudan müdahil oldu.

Bazılarında ise daha sınırlı davrandı.

Bu yüzden “Arap Baharı kesin olarak BOP tarafından başlatıldı” sonucunu doğrulayacak tek ve kapsamlı bir belge bulunmuyor.

Ama BOP’un ortaya koyduğu “Ortadoğu’nun siyasi yapısının değişmesi gerektiği” düşüncesi ile 2010 sonrasında yaşanan büyük dönüşüm arasındaki benzerlik, teorilerin neden hâlâ canlı olduğunu açıklıyor.

BOP’un Arkasında Kimler Vardı ve İsrail Bu Projenin Neresindeydi?

Projenin belgelenmiş siyasi arkasında öncelikle George W. Bush yönetimi ve G8 ülkeleri vardı.

ABD projenin en güçlü savunucusuydu.

Ancak girişim yalnızca Washington tarafından yürütülmedi.

G8 çerçevesine taşındı.

Türkiye, Yemen, İtalya, Ürdün, Fas, Bahreyn ve başka bölge ülkeleri çeşitli alt programlarda görev aldı.

Dünya Bankası ve uluslararası finans kuruluşlarıyla bağlantılı ekonomik mekanizmalar da planlandı. George W. Bush White House Archives

Bunun ötesinde ise çok daha geniş teoriler bulunuyor.

Neocon çevreler.

Petrol şirketleri.

Silah endüstrisi.

Uluslararası finans kuruluşları.

İsrail lobileri.

CIA.

Pentagon.

Küresel sermaye çevreleri.

Bu aktörlerin tamamı BOP teorilerinde farklı biçimlerde karşımıza çıkıyor.

Bazılarının Ortadoğu üzerinde gerçek siyasi veya ekonomik etkileri olduğu tartışmasızdır.

Ancak hepsinin tek merkezden yönetilen gizli bir BOP örgütünün üyeleri olduğu yönünde doğrulanmış bir yapı bulunmuyor.

İsrail meselesi ise daha karmaşık.

ABD’nin İsrail’in güvenliğini stratejik öncelik olarak gördüğü bir gerçek.

Bu nedenle bazı BOP eleştirmenleri, bölgedeki İsrail’e rakip güçlü devletlerin zayıflamasının İsrail’in güvenliği açısından avantaj yaratacağını savundu.

Buradan “BOP aslında Büyük İsrail Projesidir” teorisi doğdu.

Fakat resmî BOP belgelerinde “Büyük İsrail” kurulması veya İsrail’in sınırlarının genişletilmesi şeklinde bir hedef bulunmuyor.

Bu nedenle “BOP = Büyük İsrail Projesi” ifadesi belgelenmiş proje tanımı değil, siyasi bir yorum ve teori olarak ele alınmalıdır.

BOP Başarılı Olsaydı Ortadoğu Nasıl Bir Yere Dönüşürdü?

Burada iki ayrı senaryo var.

Birincisi projenin resmî hedeflerine göre ortaya çıkacak Ortadoğu.

Daha demokratik yönetimler.

Daha güçlü sivil toplum.

Daha fazla kadın katılımı.

Daha yüksek eğitim seviyesi.

Daha açık ekonomiler.

Daha güçlü özel sektör.

Daha fazla bölgesel ekonomik entegrasyon.

Projenin resmî vizyonu buydu. George W. Bush White House Archives

İkinci senaryo ise BOP eleştirmenlerinin korktuğu Ortadoğu.

Zayıflamış merkezi devletler.

Etnik ve mezhepsel çizgiler boyunca ayrılmış bölgeler.

Kürt, Sünni, Şii ve diğer kimliklerin siyasi sınırlara dönüşmesi.

Enerji kaynaklarının küresel güçler tarafından daha kolay kontrol edilmesi.

İsrail karşısındaki büyük bölgesel devletlerin zayıflaması.

Amerikan askerî ve siyasi nüfuzunun genişlemesi.

Bu ikinci tablo BOP’un kamuya açık resmî programında yazmıyor.

Fakat Irak, Libya, Suriye ve Yemen’de yaşanan devlet krizleri nedeniyle teori bugün hâlâ güçlü biçimde tartışılıyor.

Ve BOP’u ilginç yapan da tam olarak bu ikilik.

Ortada gerçekten var olmuş bir proje bulunuyor.

Erdoğan’ın Türkiye’nin bu süreçte görev aldığını ifade ettiği açıklamalar bulunuyor.

Türkiye’nin bir BOP mekanizmasında eşbaşkanlığı belgelenmiş durumda.

Amerikan yönetiminin Ortadoğu’nun siyasi dönüşümünü açıkça savunduğu konuşmalar bulunuyor.

Aynı dönemin hemen ardından Ortadoğu’nun sınırlarını değiştiren “Blood Borders” haritası yayımlanıyor.

Sonraki on yılda ise bölgenin önemli bir kısmı savaşlar ve devrimlerle değişiyor.

Fakat bütün bu parçaların üzerinde tek bir gizli komuta merkezinin bulunduğunu gösteren belge ortaya çıkmış değil.

Belki BOP gerçekten 2000’lerin başında ortaya çıkmış ve zaman içinde etkisini kaybetmiş bir reform projesiydi.

Belki Amerikan stratejisinin yalnızca görünen siyasi yüzlerinden biriydi.

Belki Irak’tan Arap Baharı’na kadar yaşanan değişimler birbirinden bağımsız olayların sonucu oldu.

Belki de “Büyük Ortadoğu” fikri belirli bir proje isminden çok daha uzun ömürlü bir jeopolitik düşünceydi.

Fakat yaklaşık çeyrek yüzyıl sonra bile aynı soru hâlâ tartışılıyor:

BOP gerçekten öldü mü?

Yoksa yalnızca adı mı ortadan kalktı?

Reklam

Kaynaklar ve editoryal şeffaflık

Kaynak: George W. Bush White House Archives; Amerikan Başkanlık Projesi; Armed Forces Journal; YouTube

Şevket Yusuf Tekindor

Ben Şevket Yusuf Tekindor. Dijital dünyada xcsDarK adıyla tanınıyorum. Web tasarımı, yazılım ve dijital yayıncılık alanlarında üretim yapıyorum. Neyin Nesi’ni, günlük hayatta karşılaştığımız şeyler…

Tüm yazıları

İlgili Haberler

Yorumlar (0)

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Yorum Yap
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayımlanır.

Ad ve e-posta bilgileriniz moderasyon, güvenlik ve gerektiğinde sizinle iletişim kurmak amacıyla işlenir. Ayrıntılar için Gizlilik Politikası sayfasını inceleyin.

Reklam