1989 yılının kışında, Trakya’daki küçük bir köyde hava karardıktan sonra kimse dışarı çıkmak istemiyordu.
Köylüler, akşam saatlerinden sonra evlerin arasında insan olmadığını düşündükleri birtakım varlıkların dolaştığını söylüyordu. Bazıları bunların cin olduğunu, bazıları ise karanlıkta yalnızca siluetler gördüğünü anlatıyordu. Söylenti kısa sürede o kadar büyüdü ki köyde geceleri kapılar kapanıyor, ışıklar sönüyor ve insanlar dışarı adım atmamaya başlıyordu.
İşte daha sonra “Karadedeler Olayı” adıyla anılacak hikâye böyle başladı. Anlatının merkezinde genç bir gazeteci, bir video kamera, geceleri korkuyla susan bir köy ve birkaç gün sonra ortaya çıkan yedi ceset vardı.
![]()
Köylüler Geceleri Ne Görüyordu?
Anlatıya göre 1989 yılının ocak ayında bazı gazetelere, bir köyde yaşayan insanların gece saatlerinde “cin benzeri” varlıklar gördükleri yönünde küçük haberler yansıdı.
Köylüler hava karardıktan sonra evlerinden çıkmamaya başlamıştı. Söylentilerde, köyün çevresinde dolaşan tuhaf gölgelerden, insan biçimine benzeyen ama insan olmadığı düşünülen varlıklardan ve geceleri duyulan açıklanamayan seslerden söz ediliyordu.
Bu haberlerden biri genç gazeteci H.B.’nin dikkatini çekti.
H.B. köye gitmeye karar verdi.
Yanında bir video kamera vardı.
Amacı basit görünüyordu: Köylülerin anlattığı şeyleri kaydetmek ve gerçekten olağan dışı bir olay yaşanıp yaşanmadığını görmek.
Ama köyde geçireceği günlerin sonunda elinde beklediği türden bir kayıt olmayacaktı.
![]()
Gazeteci H.B. Köyde 11 Gün Ne Yaşadı?
H.B., köyde yaşayan insanlarla tek tek konuşmaya başladı.
İnsanların anlattıkları birbirine benziyordu.
Köylüler geceleri dışarı çıkmadıklarını, hava karardıktan sonra köy çevresinde garip varlıklar gördüklerini ve bunun bir süredir devam ettiğini söylüyordu.
Gazeteci bütün bunları kameraya kaydetti.
Fakat anlatıya göre tam 11 gün boyunca kendisi hiçbir olağan dışı olay görmedi.
Köylüler korku içindeydi ama kamera herhangi bir varlık yakalamamıştı.
Bir noktada H.B. olayın abartılmış olabileceğini düşünerek köyden ayrılmaya karar verdi.
Fakat giderken kamerasını köyde yaşayan 14 yaşındaki bir çocuğa bıraktı.
Çocuğa verilen görev çok basitti:
Eğer gece yine bir şey olursa kamerayı aç ve kaydet.
Bu karar, hikâyenin geri kalanını çok daha karanlık hale getiren ayrıntı oldu.
Üç Gün Sonra Köyde Yedi Kişi Ölü Bulundu
![]()
Gazeteci köyden ayrıldıktan yaklaşık üç gün sonra gece yarısı İstanbul’daki evinden alındı.
Anlatıya göre dört jandarma H.B.’yi köyün bağlı bulunduğu ilçedeki jandarma komutanlığına götürdü.
Çünkü köyde korkunç bir olay yaşanmıştı.
Üç ayrı evde toplam yedi kişi öldürülmüştü.
Ölenlerin arasında gazetecinin kamerasını bıraktığı 14 yaşındaki çocuk da vardı.
Hikâyenin daha karanlık versiyonlarında cesetlerin parçalanmış halde bulunduğu, hatta evlerden birinin duvarına gazetecinin isminin kanla ve Arap harfleriyle yazıldığı anlatılır.
H.B. bu nedenle sorguya alındı.
Elindeki kasetler incelendi.
Fakat hikâye burada bitmedi.
Çünkü gazeteci daha sonra serbest bırakıldı.
Ve kısa süre sonra kendisi de ortadan kayboldu.
Ormanda Bulunan Eşyalar ve Kaybolan Gazeteci
![]()
3 Şubat 1989 tarihinde, anlatıya göre köyün yakınlarındaki bir ormanda H.B.’ye ait olduğu söylenen eşyalar bulundu.
Giysileri.
Botları.
Çantası.
Not defteri.
Fakat gazeteci yoktu.
H.B.’den bir daha haber alınmadığı anlatılır.
Bu ayrıntı Karadedeler hikâyesinin en ürkütücü bölümlerinden biridir.
Çünkü eşyaların ormanda bırakılmış olması iki ihtimali akla getirir:
H.B. kendi isteğiyle ortadan kaybolmuş olabilir.
Ya da ormanda başına başka bir şey gelmiş olabilir.
Anlatı ikinci ihtimali özellikle açık bırakır.
Ve gazetecinin geride bıraktığı boşluk yıllar sonra yeniden açılacaktır.
Yüzbaşının Kasasından Çıktığı Söylenen Üç VHS Kaset
Hikâyeye göre H.B.’yi sorgulayan kişi Kıdemli Yüzbaşı A.S. idi.
Anlatının devamında A.S.’nin olaylardan sonra psikolojik sorunlar yaşadığı, 1990 yılında malulen emekli olduğu ve yıllar sonra intihar ettiği ileri sürülür.
Asıl ürkütücü bölüm ise ölümünden sonra başlar.
Söylentiye göre kızı, babasının özel kasasını açtığında üç büyük zarf buldu.
Zarfların içinde siyah-beyaz fotoğraflar, gazeteci H.B.’ye ait bir not defteri, eski gazete kupürleri ve üç VHS kaset vardı.
Kasetlerin üzerinde yalnızca şu yazıyordu:
“KARADEDELER OLAYI 1989”
İlk kasette gazetecinin köylülerle yaptığı röportajlar bulunuyordu.
İkinci kasette H.B.’nin jandarma tarafından sorgulanması vardı.
Üçüncü kaset ise gazetecinin kamerasını bıraktığı çocuğun çektiği görüntülerden oluşuyordu.
Efsanenin bütün ağırlığı bu üçüncü kasetin üzerine kurulmuştur.
![]()
Son Kasette Ne Olduğu Söyleniyor?
Karadedeler anlatısına göre üçüncü kaset, köydeki son gecelerden birinde çekilmişti.
Kamerayı kullanan çocuk gece yaşananları kaydetmeye çalışıyordu.
Karanlık odalar.
Aceleyle hareket eden kamera.
Uzaktan gelen sesler.
Ve görüntünün dışında kalan bir şeyin sürekli yaklaşıyor olduğu hissi.
Anlatı, kameranın gördüğünden daha fazlasının hemen kadrajın dışında olduğunu hissettirir.
Söylentiye göre kasetin tamamını izlemek bile kolay değildi.
Bazı anlatılarda üçüncü kasetin son bölümünü izleyen kişilerin ciddi biçimde etkilendiği söylenir.
Karadedeler Olayı’nı insanların zihninde kalıcı yapan şey de tam olarak budur.
Canavarın açık biçimde gösterilmemesi.
Karanlığın içinde tam olarak ne olduğunun anlaşılmaması.
Ve her an, görünmeyen bir şeyin kameranın hemen arkasında olabileceği hissi.
![]()
Karadedeler Anlatısı Neden Bu Kadar Korkutucu?
Karadedeler hikâyesinin korkusu yalnızca “cin” kelimesinden gelmiyor.
Hikâye çok tanıdık unsurları kullanıyor:
Küçük bir Anadolu köyü.
Gece olduğunda kapanan kapılar.
Birbirine aynı şeyi anlatan korkmuş insanlar.
Kayıp bir gazeteci.
Parçalanmış cesetler.
Ormanda terk edilmiş kişisel eşyalar.
Ve yıllar sonra ortaya çıktığı söylenen VHS kasetleri.
Bütün bunlar, olayın izleyiciye çok uzak bir yerde değil, herhangi bir köyde yaşanmış olabileceği hissini veriyor.
Hikâyenin en rahatsız edici tarafı da belki bu:
Köylüler geceleri neden dışarı çıkmıyordu?
Gazeteci neden kayboldu?
Yedi kişinin öldüğü gece gerçekten ne yaşandı?
Ve kameraya bırakılan son görüntülerde, karanlığın içinde ne vardı?
Karadedeler anlatısı bütün bu soruları cevapsız bırakır.
Belki de bu yüzden hâlâ etkisini kaybetmez.
Çünkü bazen en korkutucu şey, gördüğümüz şey değil;
göremediğimiz şeydir.