Türk Yapısal Çelik Derneği (TUCSA), yapı stoğundaki çeliğin payını beş yıl içinde en az yüzde 15’e çıkarmayı hedefleyen yeni dönem manifestosunu açıkladı. Dernek; modüler üretim, “Yapı Fabrikaları”, teknik yeterlilik, sürdürülebilirlik ve dijital teknolojiler başlıklarında dönüşüm çağrısı yaptı.
![]()
Yapı stoğunda çeliğin payı yüzde 3–5 düzeyinde
1992’den bu yana faaliyet gösteren ve Avrupa Yapısal Çelik Birliği (ECCS) üyesi olan TUCSA, “Geleceği Çelikle Kurmak: Afete Dirençli, Sürdürülebilir, İnşaat’ta Endüstriyelleşen Türkiye” başlıklı toplantıda yeni dönem hedeflerini paylaştı. Dernek, Türkiye’nin deprem kuşağında bulunmasına ve güçlü çelik üretim kapasitesine karşın, yapı stoğunda çeliğin payının yüzde 3–5 seviyesinde kaldığını belirtti.
“Çelik Gibi Sağlam Bir Türkiye İçin” manifestosunda, bu oranın beş yıl içinde en az yüzde 15’e yükseltilmesi stratejik hedef olarak açıklandı. TUCSA, çeliğin okul ve hastane gibi kamusal yapılarda, konutlarda ve kentsel dönüşüm projelerinde daha yaygın kullanılmasını istiyor.
Üretim kapasitesini yüksek katma değerli yapılara dönüştürme hedefi
Yapısal çelik; hafifliği, dayanıklılığı, hızlı üretime uygunluğu ve geri dönüştürülebilirliğiyle öne çıkıyor. Fabrika ortamında kontrollü üretim olanağı sunan malzemenin, yapılarda yaklaşık yüzde 5–10 net alan kazancı sağlayabildiği aktarıldı.
Türkiye, 2025’te 38,1 milyon ton ham çelik üretimiyle dünyada yedinci, Avrupa’da ikinci sırada yer aldı. TUCSA üyelerinin yıllık çelik konstrüksiyon üretim kapasitesi yaklaşık 750 bin ton, yıllık ihracatı ise yaklaşık 450 bin ton düzeyinde. Dernek, bu kapasitenin yüksek katma değerli yapısal çelik sistemlerine, modüler yapılara ve tamamlanmış yapı ihracatına yönelmesini amaçlıyor.
“Güvenli yapı bir sistem meselesidir”
TUCSA Yönetim Kurulu Başkanı Selami Gürel, derneğin 34 yıllık birikimini yeni bir dönüşüm iradesiyle ileri taşımak istediklerini söyledi. Gürel, Türkiye’nin çelik üretim altyapısı ve mühendislik bilgisinin yapı güvenliği için daha etkin değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Mevcut alışkanlıkların geleceğin ihtiyaçlarını karşılayamayacağını belirten Gürel, kamu, sanayi, mühendislik ve yatırım çevrelerini ortak hedefte buluşmaya çağırdı. Derneğin amacının yalnızca çelik yapı üretimini artırmak olmadığını kaydeden Gürel, “Güvenli yapı bir marka veya malzeme tercihi değil, bir sistem meselesidir” dedi.
“Yapı Fabrikaları” ile şantiye süresini üçte bire indirme önerisi
TUCSA Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Melih Şimşek, yapı üretiminin şantiyelerden modern fabrikalara taşınmasını ve modüler çelik sistemlerin yaygınlaştırılmasını önerdi. Şimşek, bu yöntemle şantiye süresinin üçte bire indirilebileceğini, “Yapı Fabrikaları” yaklaşımının modüler konut üretimini büyüterek kentsel dönüşümü hızlandırabileceğini ifade etti.
Şimşek’in paylaştığı hesaplamaya göre yılda 500 bin konut üretebilmek için 3,5 milyon ton yapısal çelik, 120 bin kişilik iş gücü ve her biri 20 bin metrekare büyüklüğünde 135 fabrika gerekiyor. Toplam fabrika alanı, 10 otomobil fabrikasının kapalı alanına karşılık geliyor. Türkiye’nin 50 milyon tonluk çelik üretim kapasitesinin bu hedefin ölçeklendirilmesi için potansiyel sunduğunu belirten Şimşek, 2023 verilerine göre 3,5 milyon işsizin bulunduğu ülkede modelin istihdam olanağı da yaratabileceğini söyledi.
Şimşek, üretim alışkanlıklarının değişmesi halinde üç yılda 1 milyon modüler çelik konut üretilebileceğini savundu. Bu dönüşümün deprem dirençli yapıları yaygınlaştırmanın yanı sıra yeni bir ihracat alanı oluşturabileceğini dile getirdi.
Malzemeden tamamlanmış yapı ihracatına
TUCSA, yapı fabrikaları aracılığıyla modüler yapıların uluslararası pazarlara sunulmasını hedefliyor. Şimşek, üretim, mühendislik ve teknolojiyi aynı ekosistemde buluşturarak Türkiye’nin yalnızca inşaat malzemesi değil, tamamlanmış yapılar da ihraç eden bir ülke konumuna gelmesini amaçladıklarını belirtti.
Kalite, eğitim ve dijital teknoloji başlıkları
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile yürütülen iş birliği kapsamında TUCSAMARK’ın kalite ve teknik yeterliliği destekleyen bir sistem olarak güçlendirilmesi planlanıyor. TUCSA AKADEMİ aracılığıyla da sürekli eğitim, teknik yetkinlik ve nitelikli iş gücünün geliştirilmesi hedefleniyor. Dernek, güvenin tasarımdan üretim ve uygulamaya kadar bütün aşamaların ortak standartlarla yürütülmesiyle sağlanabileceğini vurguluyor.
Manifestoda yapısal çeliğin geri dönüştürülebilirliği, kuru montaj ve döngüsel ekonomi yaklaşımı da iklim hedefleri çerçevesinde ele alındı. Tasarımda yapay zekâ ve algoritmik modelleme; üretimde robotik otomasyon ve dijital ikizler yoluyla mühendislik yetkinliğinin, verimliliğin ve kalitenin artırılması amaçlanıyor.
TUCSA’dan ortak dönüşüm çağrısı
Derneğin Yönetim Kurulu, kamu kurumlarını mevzuatta adım atmaya, yatırımcıları endüstriyel yapım modellerini tercih etmeye, basını ve vatandaşları ise güvenli yaşam talebini dile getirmeye çağırdı. Açıklamada, geleceğin çelik, akıl ve hızla inşa edilmesi gerektiği mesajı verildi.
TUCSA’nın yeni dönem gündemi, 2 Aralık’ta düzenlenecek 27. Yapısal Çelik Günü Zirvesi’nde ele alınacak. Kamu, sanayi, akademi, mimarlık, mühendislik ve yatırım dünyasının katılacağı zirvede yapısal çeliğin geleceği, yeni teknolojiler ve sektörün dönüşüm başlıkları değerlendirilecek.